Duygusal Zeka mükemmeli başarmak ile ilgili değildir. Öğrenmek ve gelişmekle ilgilidir.

By Justin Bariso | Founder, Insight | @JustinJBariso

Duyguların sizi daha sonra pişman olduğunuz bir şey yapmaya itmesine izin verdiğiniz oldu mu? Veya duyguların sizi gerçekten yapmak istediklerinizden alıkoymasına izin verdiğiniz?

Bilin bakalım? Hepimizin oldu.

Ancak bu, duygusal zekalı olmadığınız anlamına gelmiyor.

Duygusal zeka, yani duyguların size karşı değil, sizin için çalışmasına olanak tanıyan beceri, öğrenmeyi ve uygulamayı içerir.

Aşağıdaki ifadelere göz atın ve sizin davranış ve alışkanlıklarınızı tanımlayıp tanımlamadıklarına değerlendirin.

  1. Kendi ve başkalarının duygularını düşünürsünüz.

Duygusal zeka, yansıtma ile başlar.

“Neden böyle hissediyorum?” veya “Benim [veya bir başkasının] bunu söylememe veya yapmama ne sebep oldu?” gibi sorular sorarsınız.

Her duygusal tepkiyi bir öğrenme deneyimi olarak görerek, kendi ruh halinizi ve başkalarının ruh hallerini okumayı ve buna göre nasıl tepki vereceğinizi öğrendiniz.

  1. Başkalarınızdan kendinizi öğrenirsiniz.

Başkalarına sizi nasıl gördüklerini sormaktan korkmazsınız, çünkü onların bakış açısından öğrenilmesi gereken çok şey olduğunun farkındasınızdır.

Bazı durumlarda algı gerçektir.

  1. “Lütfen” ve “teşekkür ederim” in öneminin farkındasınız. 

Her gün takdir veya genel anlamda nezaket göstermeyi reddeden diğerlerini görüyorsunuz.

Ancak siz bundan etkilenmezsiniz. Birinin gününü aydınlatmak, ilişkileri güçlendirmek ve kendinizi daha iyi hissetmek için birkaç küçük kelimenin gücünü anlamışsınızdır; bu yüzden de takdiri ifade etmek için her zaman zamanınızı ayırırsınız.

  1. Duraksarsınız. 

Özellikle kendinizi duygusallaşmaya başladığınızı hissettiğinizde, konuşmadan veya hareket etmeden önce durup düşünmeyi alışkanlık haline getirmişsinizdir. (Teorik olarak kolay, uygulamada zordur.)

Tabii ki mükemmel değilsiniz. Ancak duraksama, sizi birkaç kereden fazla utançtan uzak tuttu, sizi daha iyi bir çalışan haline getirdi ve hatta ilişkilerinizi kurtarmaya bile yardımcı oldu.

  1. Nedenini sorarsınız

İnsanları etiketlemek yerine, davranışlarının arkasındaki nedenlere odaklanırsınız.

Bu, empati ve şefkat gösterme ve şeyleri başkalarının bakış açısından görme becerinizi geliştirir. Ve bunun, hemen herkesle ilişki kurmanıza yardımcı olduğunu gördünüz.

  1. Eleştiriden öğrenirsiniz.

Kimse hatalı olduğunun söylenmesinden hoşlanmaz.

Ancak, eleştiri, en iyi şekilde verilmese dahi öğrenmek için bir fırsattır. Ve asılsız olsa bile, size başkalarının nasıl düşündüğü hakkında bir pencere açar.

Negatif geribildirim aldığınızda duygularınızı kontrol altında tutmaya çalışır ve iyi ile birlikte kötüyü de kabul edersiniz.

  1. Siz bir dolap antropologsunuz.

Biriyle tanıştığınız andan itibaren, o kişinin davranışını analiz etmeye başlarsınız. Bundan kendinizi alamazsınız.

Ancak bütün bu farkındalık, sözlerinizin ve hareketlerinizin başkaları üzerinde derin etkileri olabileceğini hatırlamanıza yardımcı olmuştur. Bu yüzden yalnızca söyledikleriniz değil, aynı zamanda onları nasıl söylediğiniz üzerinde de durursunuz.

  1. Özür dilemekten korkmuyorsunuz.

“Özür dilerim” herhangi bir dilde söyleyecek en zor iki kelime olabileceğini bilirsiniz. Ama aynı zamanda en güçlü kelimeler de olabileceğini bilirsiniz.

Hatalarınızı kabul ederek ve uygun olduğunda özür dileyerek, daha alçak gönüllü ve otantik olursunuz. Bu doğal olarak diğerleriyle aranızdaki güveni geliştirir ve ilişkilerinizi güçlendirir.

  1. Kin tutmazsınız.

Pısırık olmasanız da, bağışlamayı reddetmenin, bıçağı yara içinde bırakmak gibi bir şey olduğunun farkında olmalısınız – bu şekilde asla iyileşme şansı vermezsiniz.

Diğerleri hayatlarına devam ederken, küskünlüğe takılmak yerine, kendinize de devam etmek için bir şans tanıyın ve bağışlayın.

  1. Harika bir duygusal sözcük dağarcığınız vardır.

Duygularınızı belirli bir dilde ifade etmeyi öğrenerek, anlayış düzeyinizi artırırsınız. Örneğin, üzgün olduğunuzda daha derine gidip nedenini anlamaya çalışırsınız: Hayal kırıklığı mı yaşıyorum? Bunaldım mı? İncindim mi ?

Bunu yapmak duygularınıza karşı daha derin bir anlayış sağlar ve başkalarının duygularını daha iyi anlamanıza yardımcı olur.

  1. Samimi ve özel olarak övgüde bulunursunuz.

Başkalarında sürekli olarak iyiyi aramak ve onlarda neyi takdir ettiğinizi söylemek suretiyle, motive edip ilham verirsiniz.

Bu nedenle, diğerleri sizin etrafınızda olmayı bir zevk olarak görürler ve size en iyi şekilde karşılık vermeye çalışırlar.

  1. Düşüncelerinizi kontrol edersiniz.

“Bir kuşun kafanıza konmasını engelleyemezsiniz, ancak oraya yuva yapmasını engelleyebilirsiniz” derler.

İlk, duygusal tepkiyi kontrol edemeyebilirsiniz. Fakat sonraki düşüncelerinizi kontrol edebilirsiniz.

Kendini tahrip eden duygulara odaklanmak yerine, üretken düşünceler üzerine odaklanırsınız ve ilerleme üzerine çalışırsınız.

  1. Başkalarını zamanda dondurmazsınız.

Herkesin kötü bir gününün hatta kötü bir yılının olduğunu gayet iyi bilirsiniz (bu doğru, hatta sizin için de).

İnsanların değişebileceğini kabul ederek, insanlar yerine davranışları değerlendirmeye odaklanırsınız. Bu, ilişkilerinizin akışkan olmasını sağlar ve onlardan en iyi şekilde yararlanmanıza yardımcı olur.

  1. Zayıf yönlerinizi olduğu gibi güçlü yönlerinizi de analiz edersiniz.

Neyi iyi yaptığınızı belirleyerek, kendinizi daha fazla sayıda başarılı olma ihtimali olan duruma sokabilirsiniz.

Ancak, zayıf yönleriniz üzerinde de çalışmadığınız sürece daha iyi olmayacağınızı biliyorsunuzdur. Böylece, geliştirebileceğiniz yeri belirlemek ve sürekli gelişimi araştıran bir zihniyet için zaman ayırırsınız.

  1. Kendinizi duygusal sabotajdan korursunuz

Manipülatörlerin başkalarının duygularını kullanarak, damara basmak ve etik olmayan bir biçimde etkilemekte yetenekli olduğunu bilirsiniz.

Ve tam da bu nedenle, kendinizi bundan korumak için kendi duygusal zekanızı keskinleştirmeye devam edersiniz.

Original makale:
https://www.inc.com/justin-bariso/15-signs-youre-emotionally-intelligent-even-if-you-dont-feel-like-it.html