Pazar günleri müzik eşliğinde kahvaltı zamanıdır. (Arcade Fire, Keith Urban veya Tamar Braxton veya Mogwai veya her gün dinlediğim diğer eklektik şeyler olabilir, ancak bunları başka bir zaman anlatırım). Bu hafta hacıyatmaz bir insan olmak için ne gerektiği hakkında çok düşündüm. Pazar sabahı Beatles’tan Ringo, “Arkadaşlarımın biraz yardımı ile atlatacağım” diyordu. Hacıyatmazlık için hangi şarkı iyi bir marş olabilir?

Neden hacıyatmazlık? Geçen hafta işveren markası ve aday deneyimi hakkında yazmıştım. Ardından arkadaşlar, aile ve müşterilerle gerçekleştirilen konuşmalar, organizasyonlar, çalışanlar ve insanlar için, güçlü bir marka olmaktan daha fazlası, bağlanma ve çalışanlar ile potansiyel yetenekler için olumlu bir deneyim oluşturma iradesi gerektiğini fark etmemi sağladı. İnsanlar için en üretken iş kültürünü yaratmak için esnek, becerikli liderlerin bulunduğu hacıyatmaz kuruluşlara ihtiyacımız var.

Çoğu kuruluş, onları gitmeleri gereken yere nereye ulaştıracağını düşündükleri bir plan yapar. Ancak çoğu zaman işler plana göre gitmez ve insanlar sadakatlerini ve odaklarını kaybeder. Çalışanlar her gün aynı soruları sormaya başlar, tedirginliklerini ve belirsizliklerini yatıştırmaya çalışarak. Liderler insanlara, durumun bu olduğunu ve bununla baş etmeleri yönündeki aynı cevabı her gün papağan gibi tekrarlayabilir. Fakat bu yeterli değildir ve kuruluş ve insanlar sonunda zayıf düşecektir.

Hepimizin, işlerin iyi olacağına, yarın veya önümüzdeki hafta veya gelecek senenin şimdikinden daha iyi olacağına inanmaya ihtiyacımız var. Ve buna inanmayı ve bunun için çok çalışmaya devam etmeyi mümkün kılan bir organizasyona ihtiyacımız var. Hacıyatmaz bir organizasyona ihtiyacımız var. Belirsizlik düşmandır. Pek çok kişi hacıyatmaz olmak için neler gerektiğinden bahsediyor: Örneğin Michael Ballard, neden bazı insanların bir aksilikle karşılaştıktan sonra devam edebilirken, diğerlerinin zayıf düşerek gelişme gösteremediğine derinlemesine baktı. Onun deneyimi bir seçim egzersizine işaret ediyordu: ilerlemeyi seçebiliriz veya korku veya belirsizlik sebebi ile saplanıp kalmayı. Michael’ın bilgeliğinden, babamın Alzheimer’a sıkışıp kalışını anlamak ve bu problemle bir anlaşmaya varmak için bir bularak devam edebilmek için çok yararlandım. Bu süreçte hepimiz bir dizi başa çıkma becerisinden yararlanabileceğimizi fark ettik. Bu, CEO’lar, İK yöneticileri ve herhangi bir seviyedeki çalışanlar için işe yarıyor: aslında hepimizin aynı başa çıkma becerilerine ihtiyacı var.

  1. Bilin ki hepsi sizinle ilgili değildir. Harold Kushner’ın yazdığı gibi, bazen iyi insanlara kötü şeyler olur, Kötü şeylerin neden yaşandığına kafa yorup acı çekmek, sıkışıp kalmanın hızlı yoludur. Hacıyatmaz insanlar ve kuruluşlar, olumsuz deneyimleri yeniden çerçeveleyerek kötü şeylere nasıl uyum sağlayacaklarını bilir. Olan her şeyden siz sorumlu değilsiniz. Kötü bir çeyrek, bir kişinin değil, bir kurumun topyekûn çalışmasının sonucudur. Hastalık bir süreçtir, hüküm değildir. Hangi hataların size ait olduğunu öğrenin ve düzeltin, ancak bunları başkalarına yansıtmayın ve yaşamınızdaki her kötü şeyden kendiniz sorumlu tutmayın.

  2. Mümkün olanları kontrol edin ve kontrolünüzün ötesinde olan şeyler için kendinizi hırpalamayın. Babamı yıkan hastalığı kontrol edemem, ancak ona nasıl tepki vereceğimi ve aileme onunla başa çıkmakta nasıl yardım edeceğimi kontrol edebilirim. Kurban olmayı seçebilirim veya aileme destek olarak hayatta kalmayı ve gelişmeyi seçebilirim. Aslında zor bir seçim değil, değil mi?

  3. İlişkilere dikkat edin. Dayanıklı ilişkiler kurmak ve devam ettirmek hacıyatmaz bir kişi olmanın anahtarıdır. Kuruluşlarda da aynıdır: ortaklarla, müşterilerle ve potansiyel müşterilerle ilişkiler kurun (markanın tekrar sahneye çıktığı yer burasıdır). Bizi besleyen ilişkilerin çoğu işyeri ortamında oluşmuştur. İyi bir arkadaş, iyi bir dinleyici ve insanların can destekçisi olun.

  4. Olumlu düşünün. Diş hekimim bir keresinde bana kanal tedavisine ihtiyacım olduğunu söyledi ve sonrasında olumlamalar içeren bir kitap verdi. Azottan daha iyi değil mi? Hayır, ancak sorunu yeniden şekillendirmeye yardımcı oldu: oldukça basit bir soruna düz bir çözümdü. (Diş hekimleri, lütfen bunu niyet edildiği gibi alınız.) Sözün özü şudur ki, özellikle iş yerinde ya da kariyerinizde olan kötü şeyler, nadiren hayati tehlike oluşturmaktadır. Onları bir fırsat olarak görmeyi öğrenin: birisi sununuzu beğenmezse, nedenini öğrenmeyi seçebilir ve aynı zamanda bunun sadece bir tek konuya verilmiş bir tepki, tüm meslek hayatınız ile ilgili bir yargı olmadığını fark edebilirsiniz.

Hepimizin şu an olan kötü şey içinde sıkışıp kalma ile ondan öğrenme ve yeniden canlanma arasında seçme şansı vardır. Bazen seçmek çok zor görünür; adeta koşulların kurbanı olma yönünde bir zorlayıcılık vardır. Ancak pasiflik bir tuzaktır. Hacıyatmaz insanlar ve kuruluşlar, aksiyon alır, kendilerinin olana sahip çıkar ve geri kalandan öğrenirler. Yeniden ayağa kalkmayı seçin. Öğrenmeyi seçin. Hacıyatmaz olun. Kendinize ve size inananlara sadık kalın.

Orijinal makale:

https://www.forbes.com/sites/meghanbiro/2014/05/04/4-ways-to-be-a-more-resilient-leader/#2200b5043853
* Hacıyatmaz(lık) bccTurkey ekibi tarafından “Resilience” karşılığı olarak Türkçeleştirilerek kullanılan bir kavramdır.