Michelle Gielan

Bir sabah New York’ta Erken Şov’u sunarken, birlikte program yaptığım arkadaşlarımdan biri karıştırdı ve sözü bana Washington’daki siyasi yolsuzlukla ilgili haberlerden oluşan sonraki bölümün planlamasından beş dakika önce devretti. Teleprompeterda, doğru hatırlıyorsam yerel bir sığınma evindeki kedilerden oluşan farklı bir hikaye anlatılıyordu. Kendimi ulusal televizyonda milyonlarca izleyicinin önünde- yanlış kurgu ve Washington’daki şişman kediler yerine sığınma evi kedileri videosuyla canlı yayında buldum.

Bir insanı test eden bunun gibi anlardır. Kariyerimizde ve hayatımızda önemli olan sorunun kendisi değil, bizim ona yanıtımızdır. Şu an bir olumlu psikoloji araştırmacısı olarak çalışmalarımda, küçük veya büyük, yüksek stresli zorlukların üstesinden gelen ve olumsuzlukların ortasında gelişen kişilerin düşünme şekillerini inceliyorum. En yeni çalışmamızın sonuçları: % 91’imiz stresle başa çıkmada daha iyi olabilir.

Plasticity Labs ile ortak olarak yürüttüğümüz bir çalışmada, araştırmacı arkadaşlarım Shawn Achor, Brent Furl, ve ben, önemli olanın neden endişe ettiğimiz değil, ortamdaki uyaranlara nasıl tepki verdiğimiz olduğunu tespit ettik. Bir zorluğa maruz kaldığımızda yanıtımız, tipik olarak üç özel, test edilebilir boyutta kategorize edilebilir:

• Baskı altında sakin. Beyninize izlenecek yolu görmesi için bir şans verecek şekilde sakin ve toparlanmış mısınız yoksa zihniniz sizi yoran endişeli, kaygılı ve stresli düşüncelerle mi dolu?
• Açık iletişimci. Zorluklarınızı hayatınızdaki insanlarla bağlantı yaratacak şekilde paylaşıyor musunuz, yoksa onları kendinize saklayıp sessizce mi acı çekiyorsunuz?
• Aktif problem çözücü. Zorluklarla yüzleşip plan mı yapıyorsunuz yoksa hayatınızda olmakta olanlarla ilgili gerçekliği inkar ediyor ve dikkatinizi mi dağıtıyorsunuz?

Bu üç boyut, strese en optimal şekilde tepki vermek için merkezi önemdedir ve uzun vadeli refahımızı ve işteki başarımızı öngörürler. Kısacası, refahınız üzerinde en büyük etkiye sahip olan, ne düşündüğünüz, ne söylediğiniz ve yaptığınızdır. Sorunlara tepki vermek konusunda kişisel tuzaklarımızı anladığımızda, stresli olay bittikten sonra daha iyi tepki vermek ve daha az duygusal maliyet ödemek için düşünce ve davranışlarımızı değiştirebiliriz.

Stresle ilgili otomatik tepkinizi anlamak, daha uyumlanabilir bir bilişsel model oluşturmanın ilk adımıdır. Onaylanmış ölçüm aracımız olan Stresle Mücadele Ölçeği’ni kullanan 5000’den fazla kişiyi test ettikten sonra, işyerinde ankete katılanların çoğunun strese karşı en az iki optimal olmayan tepki verdiğini tespit ettik: insanların % 27’si bizim sevecenlikle “Havalandırıcılar” dediğimiz, % 26’sı ise “Beş Alarmcılar” olarak adlandırdığımız gruptaydı.

Hepimiz iş yerinde bir Havalandırıcı tanırız. Havalandırıcılar oldukça etkileyicidirler ve bu nedenle hayatlarındaki stresli olaylar hakkında çok açıktırlar, ki bu aslında çok olumlu bir özelliktir. Önceki araştırmalar, zorluklar hakkında (abartmadan) başkaları ile konuşmanın, çevremizdeki insanlarla daha derin bağlar kurmamızı sağladığı ve daha fazla arkadaş ve yakın çalışma arkadaşına sahip olmak ve aynı zamanda daha fazla mutluluk ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Ancak, Havalandırıcılar, diğer iki boyutta aynı derecede başarılı değildir: baskı altında sakin kalma ve bir plan hazırlamak için aktif problem çözme becerisi. Başka bir deyişle, Havalandırıcılar streslerini kabul edebilir ve iletişim kurabilirken, burada dururlar. Strese cevap vermek üzere olumlu bir aksiyon sunmadan veya yaratmadan havalandırırlar. Çalışmamız, Havalandırıcılar için azalan esenlik, performans ve uzun vadeli kariyer başarısı ve aynı zamanda genel yaşam mutluluğu ile bir korelasyonun mevcut olduğunu buldu.

Beş Alarmcılar da stresli olduklarını ifade etmek konusunda çok iyidir (herkesin bundan haberi olur), ancak Havalandırıcılar bu noktada dururken, Beş Alarmcılar sorunu çözmek için somut adımlar atarlar. Bu harika görünür, ancak Beş Alarmcı düşük ve yüksek stres arasında ayrım yapmaz, her stres ortamına beş alarm seviyesinde bir yangın gibi karşılık verir, herşey bittiğinde de büyük bir duygusal maliyet öder. Beş Alarmcı olmak tüketicidir. Sürekli bir duygusal yükseliş deneyimlemek, daha fazla yorulma, tükenme ve karar sonrası suçluluğa sebep olacaktır.

Dolayısıyla işyerindeki bireylerin yarısından fazlası bu iki kategoriden birine girerken, stres ve zorlanmaya çok daha uyumlanıcı bir tepki vermek mümkündür. Zorluklara rasyonel ve sakince cevap veren, “Sakin Tepkiciler” olarak adlandırdığımız kişiler üç önlem üzerinde de yüksek skorlar elde etmekte ve genel olarak en üst seviye mutluluk ve başarının keyfini sürmektedirler. Sakin Tepkicilerin tipik olarak az sayıda güvendikleri danışmanları vardır ve bir veya ikisine başvurduktan sonra hızlı bir şekilde eylem aşamasına geçerler. Çalışmalar, daha dışavurumcu olanların – çok dışavurumcu olup havalandırma aşamasına takılmadıkça- çoğunlukla daha fazla yakın arkadaşları olduğunu ve genel olarak daha mutlu olduklarını göstermiştir.

Bu araştırmanın en önemli kısmı, bu üç boyutun da ergonomik olması ve onlara odaklanırsak zamanla değişebilmesidir. Stresli bir olay ile karşılaştığınızda beyninizi daha sakin kalmak üzere eğitmek isterseniz, şimdi çözmekte başarılı olduğunuz geçmişteki beş stresli olaydan oluşan bir liste yapın (örneğin, belki biten bir ilişkiden başarı ile çıktınız veya büyük bir projedeki sıkışık bir termini başardınız) ve gelecek sefer, kalbinizin çarpmaya başladığını hissettiğinizde, bu başarıları kendinize hatırlatmak için listeye bakın. Stresi şişirmeye ya da olumsuz olayları inkar etme eğilimindeyseniz, gelecek sefer bir stres faktörü ortaya çıktığında bir arkadaşınıza telefon açın. Eğer bir eylem planı oluşturmak yerine kafanızı dağıtmak şeklinde tepki veriyorsanız, kendinize bir “şimdi adım” seçin, bu adım hemen tüm sorunu çözemeyebilir, ancak beyninizin ileriye doğru ilerleyeceği küçük, anlamlı bir eylemi seçmeniz önemlidir.

Strese tepki zaman alabilir, ancak mümkündür ve bu çabanın hayatımızın geri kalanındaki başarı ve mutluluğumuz üzerinde kalıcı bir etkisi olabilir. Benim için, baskı altında sakin olma becerisini öğrenmek hem TV’de hem de dışarıda beklenmedik durumlara daha iyi yön bulmamda yardımcı oldu ve bu hayatımda ve kariyerimde fark yarattı.

Michelle Gielan, Ulusal bir CBS Haber sunucusu iken UPenn pozitif psikoloji araştırmacısı olmuş, şimdi Yayıncılık Mutluluğu isimli en çok satan kitabın yazarıdır. Dönüştürücü öykülerin başarıya nasıl katkıda bulunduğu araştırmak üzere Arianna Huffington ile ortak çalışmalar yapmaktadır.

Makalenin orjinal metinine bu linkten ulaşabilirsiniz: http://michellegielan.com/project/harvard-business-review-you-can-improve-your-default-response-to-stress/