Duygusal Zekamız ile ne kadar para kazandığımız arasında

bir bağlantı var mıdır?

“Duygusal Zeka, nasıl düşündüğümüzü, hissettiğimizi ve harekete geçtiğimizi fark etmek, anlamak ve seçmenin bir yoludur. Diğerleri ile iletişimimizi ve kendimiz ile ilgili anlayışımızı şekillendirir. Nasıl ve ne öğrendiğimizi tanımlar; öncelikler belirlememize olanak verir; günlük aksiyonlarımızın çoğunluğunu belirler. Araştırmalar, hayatımızdaki “başarı”nın yüzde sekseninden sorumlu olduğunu ileri sürmektedir.” – J. Freedman

eqmoneyHatırı sayılır sayıda araştırma, duygusal zeka seviyelerimiz ile sadece işyerinde değil ancak hayatımızın her alanında ne kadar başarılı olduğumuz arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermiştir. Ancak, duygusal zeka ile ne kadar para kazandığımız arasında bir ilişki var mıdır? Bazı araştırmalar bu ikisi arasında da bir ilişki olduğunu göstermiştir.

Kasım 2014 de yayınlanan bir araştırma, duyguları fark etme yeteneği ile yıllık gelir arasındaki ilişkinin nasıl olduğunu incelemektedir. Çalışma, geniş bir iş alanı ve kurum yelpazesi arasından seçilmiş,142 işçi-iş arkadaşı-yönetici üçlüsünden oluşan bir örneklem kullanmıştır. İnsanların başkalarının duygularını tanıma yetenekleri ile her yıl kazandıkları gelir arasında doğrudan bir ilişki olduğunu tespit etmişlerdir. Buna göre, insanların duygusal yetkinlikleri, bilgiyi kurumların sosyal dünyasında yönlerini bulacak şekilde işlemelerine ve böylece daha müreffeh bir hayata kavuşmalarına olanak tanımaktaydı.

Kurumlar, yeni işe aldıkları kişilerin duygusal zeka seviyelerini tespit etmek ve mevcutları yükseltmek için kaynak ayırmadan önce, duygusal zeka artışının performans sonuçlarını arttırıp arttırmayacağını kesfetmek ile ilgilendiler. Takım çalışması ve işbirliğinin önemi daha fazla kurum tarafından kabul edilirken, araştırmacılar da insanların duygusal zeka seviyeleri ile ilgili somut bir sonuca ulaşılıp ulaşılamayacağını görmek üzere çalışmaya odaklandılar. Bir başka çalışma, Almanya Bonn Üniversitesinden araştırmacılar tarafından yapılmıştı. Burada gönüllülerden, bir dizi görüntü ve ses kaydını izleyerek çeşitli duyguları tespit etmeleri istendi ve bu şekilde duygusal zeka seviyeleri belirlenmeye çalışıldı. Gönüllülerin duyguları tanıma yetenekleri takip edildi ve araştırmacılar katılımcıların özgeçmişine daha detaylı baktılar. Çalışma arkadaşlarından onlarla ilgili bilgi toplamanın yanında gelir seviyeleri gibi temel kriterlere de göz attılar.

Duyguları tanıma becerisine sahip kişilerin daha yüksek gelirler kazandığı fark edildi. Bu kişilerin ayrıca sosyal yetenekleri daha gelişmiş ve gelirlerini arttırmalarının daha düşük skor elde edenlere göre daha olası olduğu değerlendirildi. Araştırmacılar bu farkın, ruh halleri ve davranışları tanımanın iş arkadaşları yanında işveren ve yöneticilerle de daha etkin iş ilişkisi kurabilmeye yol vermesi sayesinde ortaya çıktığına inandılar. Bir kişinin çalışma arkadaşları ve yöneticileri ile iyi ilişkiler kurmasının terfi ve kazanç olanaklarını arttıracağını söylemek çok ileri gitmek sayılmasa gerek.

Duygusal zeka ile gelir ilişkisi üzerine en geniş çalışma Dr. Travis Bradberry ve Nick Tasler,MS tarafından yürütüldü. Bir Duygusal Zeka Ölçüm aracı kullanarak 42.000 kişi için ölçüm yaptılar. Bu çalışmada kullanılan kriterlerden biri Duygusal Zeka ile yıllık gelir ilişkisi idi. Veriler grafik üzerine konduğunda ortaya çıkan bir sonuç, Duygusal Zeka seviyesinden bağımsız olarak, duygusal zeka arttıkça gelirin de artmakta olduğu idi. Araştırmanın topyekün sonucunda ise, yüksek Duygusal Zekalı kişilerin düşük Duygusal Zeka skoruna sahip kişilere kıyasla yıllık ortalama 29.000 USD daha fazla gelir ettiği ortaya konabiliyordu. Dahası, Duygusal Zeka seviyesinde her bir puan artışının yıllık gelirde 1300 USD artışa denk geldiği görüldü. Çalışmanın yazarları, bunun sebebini yüksek Duygusal Zekalı kişilerin şirketlerine daha fazla değer kattıkları ile açıkladılar. Bu kişiler işlerini daha etkin şekilde yapabiliyorlar, kurumların üretkenliğini arttıracak şekilde daha iyi kararlar alabiliyorlar, pek çok alanda daha etkili şekilde çalışabiliyorlar ve bunun sonucunda kendi gelirlerini de arttırabiliyorlardı.

Günümüzde kurumlarda çalışan pek çok kişi Duygusal Zeka yetkinliklerini arttırmanın önemini çoktan kavramış durumdadır. Kendini anlama ve diğerlerinin duygusal ipuçlarına odaklanabilme yeteneğinin güçlü takımların oluşturulması ve müşterilerle sadık ilişkiler kurulması açısından önemli unsurlar olduğuna dair yükselen bir farkındalık söz konusudur. Ancak Dr Bradberry gibi bu alanda uzun yıllardır çalışan kişiler, Duygusal Zeka yetkinliklerini geliştirmeyi bir öncelik olarak belirlemek konusunda hala bir tereddüt ve isteksizlik olduğunu not etmektedirler. Pek çok kurum Duygusal Zekanın değerine inandıklarını ve faydalarını görmekte olduklarını itiraf etmektedirler; ancak yine de zihinlerinin arka tarafında bunu bir lüks ve daha önemli işler tamamlandığında bakılabilecek bir konu olarak görebilmektedirler. Aradıkları şey tam olarak şu sorunun cevabıdır: Ne işime yarayacak?

Dr. Bradberry’nin araştırma sonuçları bu soruya cevap verebilecek niteliktedir.