Ne hissettiğinizi söylemek bağlarınızı güçlendirebilir… veya ilişkileri yıkabilir.

Duygulardan gergin haldeyiz. Bu duyguları itici bir şekilde ifade edersek bu gerginlik ilişkilerimizde çözülmeye davetiye çıkarabilir. Aksine, duyguları güvenli bir şekilde ifade etmek, özellikle sevdiklerimizle daha fazla bağlantıda hissetmeyi sağlayabilir. Dolayısıyla, insanlara yakın hissetmek ve ilişkilerinizde samimiyet yaşamak istiyorsanız, duyguları nasıl incelikle ifade edeceğini bilmek hayati önemdedir. Duyguları paylaşmak duygulara sebep olan durumlar hakkında konuşmaya olanak verir ve böylece siz ve duruma dahil olan diğerleri bu konuda ne yapılabileceğini bulabilirsiniz. Bu sebeple, duyguları kaba veya kırıcı olmadan ifade etmeyi öğrenmek, özellikle evlilik problemlerini çözmek için geliştirmeniz gereken önemli bir beceridir.

Duyguları paylaşmak genellikle basit bir cümleyle başlar: “ Ben ….. hissediyorum”. Boşluğu, kafası karışık, mutlu, bitkin gibi tek bir duygu sözcüğü ile doldurun.

Duyguyu tanımlamakta güçlük yaşıyorsanız çoktan seçme yapabilirsiniz. Şu dört temel duygudan birini seçmeyi deneyin: öfkeli, üzgün, mutlu veya korkmuş.

Duyguları paylaşırken insanların yaptığı en ortak hata nedir? 

Genellikle insanlar “ Ben …… hissediyorum” demek yerine, “Beni ….. hissettiriyorsun” hatalı ifadesi ile başlarlar.

“Beni …… hissettiriyorsun!”, bir evlilik terapisti olarak, duyduğumda beni yerimden zıplatan ifadelerden biridir. Ne yazık ki çok sık duyarım. Sıkıntılı çiftler genellikle rahatça olumlu bir ilişki sürdürme becerilerinden yoksun olurlar.

“Beni ….. hissettiriyorsun” neredeyse her zaman duyguların incinmesini ve tartışmaları davet eder.

Bu ifadenin neden sürekli olarak duygularla ilgili tartışmayı kötü bir başlangıca sürüklediği ile ilgili beş sebep aşağıdadır. Bunu açıklıkla anlamanın bu ifadeyi defterinizden silmenizi sağlamasını umarım.

Sebep 1: “Beni ….. hissettiriyorsun” bir suçlamadır, bir duygu ifadesi değildir.

Duyguların ifadesi, özellikle üzgün, kafası karışmış veya endişeli gibi kırılgan duygular çoğu dinleyicide empatiyi çağırır. Aksine, suçlama iticidir ve savunma ve düşmanlığı davet eder.

Aşağıdaki ifadeleri karşılaştırın. Hangisini duymak isterdiniz?

A: “ Ben rahatsız hissediyorum.” , “Ben üzgün hissediyorum.”, “ Ben aptal hissediyorum.”

B: “Beni rahatsız hissettiriyorsun.”, “Beni üzüyorsun.”, “Beni aptal hissettiriyorsun.”

Sebep 2: “ Beni …. hissettiriyorsun” güçsüzleştiricidir.

“Beni bıkmış hissettiriyorsun” ifadesi duygularınızın sorumluluğunu dinleyiciye yükler. Bunun çıktısı, olumsuz duyguyu düzeltmek için gereken gücün suçladığınız kişiye gitmesidir. Bununla birlikte, suçladığınız kişi yardımsever şekilde karşılık verirse, yaşasın. Bu harika olur. Ancak vermezse, ki genellikle daha olası sonuç budur, muhtemelen daha iyi hissetmek ile ilgili güçsüz bırakılmış hissedeceksinizdir.

Buna karşın “Ben bıkmış hissediyorum”, düşünce yolu ile gerekli gücü ve böylece daha iyi hissetmek için ne yapmak gerektiği konusunda bir vizyon kazanma olasılığı getirecek şekilde, kendi deneyiminizi tanımlamaya dönüşür. Belki bıkmış hissetmenizin sebebi yorgun, aç veya aşırı yüklenmiş olmaktır. Belki de bıkkınlık nasıl aşılacağını tespit etmek üzere üzerinde dikkatlice düşünülmesi gereken zorlu bir durumdan kaynaklanmaktadır.

Duygularınızı Ben zamiri ile başlayarak, Ben … hissediyorum şeklinde ifade etmek, açmazı keşfetmek ve çözüm bulmaya kapı açtığı için güçlendiricidir.

Sebep 3: “ Beni …… hissettiriyorsun” karşı suçlamaya davetiye çıkartır.

Bu ifade proaktiftir. Sadece empatik dinleyiciye kapıları kapatmaz. Aynı anda düşmanca karşılığa ve yükselen tartışmaya yol açar. Örneğin:

Zeynep: Beni çirkin hissettiriyorsun. Bana hiç iltifat etmiyorsun.

Kaan: Hm, zira sen beni çok kötü bir kocaymışım gibi hissettiriyorsun …..( ve kavgaya doğru yol açılmıştır.)

Kaan, Zeynep’in “Beni ..hissettiriyorsun” ifadesini duyduğunda suçlama tonuna geçmekte ve Zeynep’in endişelerini dinleme tonundan çıkmaktadır.

Aksine, Aslı ve Murat aynı durumu farklı bir başlangıç ifadesi, “ Ben… hissediyorum” ile karşılamakta, konuşma oldukça verimli hale dönüşmektedir.

Aslı: Ben çirkin hissediyorum. Bana hiç iltifat etmiyorsun, sanırım iyi görünmüyorum.

Murat: Çok üzgünüm. Görünüşünü her zaman beğeniyorum. Sanırım güzel görüntünü kanıksadım. Sanırım giysiler, saç gibi şeylere pek dikkat etmiyorum. Ayrıca bu ara işe o kadar daldım ki, başka şeyleri fark etmedim.

Aslı: Evet, sanırım sen bu şekilde yoğun olduğunda ben güvensiz hissetmeye ve artık beni çekici bulmadığından endişelenmeye başlıyorum. Bu konuyu konuştuğumuz için çok mutluyum. Bana neler olduğunu daha iyi anlamak, nasıl birden bire iltifat beklentisine girdiğim hakkında düşünmek sayesinde şimdiden daha iyi hissetmeye başladım.

Aslı, temel Ben zamiri ile başlayarak ve “Ben … hissediyorum” ifade kalıbını kullanarak, duygularını ifade etmeyi başarıya dönüştürmüştür.

Sebep 4: “Beni …. hissettiriyorsun” duyguları neyin tetiklediği konusunda bir yanlış anlaşılmaya dayanmaktadır.

Bir kişi genellikle tek başına bir diğerini herhangi bir şekilde hissettiremez. Önemli olan bir kişinin ne söyleyip ne yaptığı ile diğerinin bu sözler ve davranışlarla ilgili ne düşündüğünün birleşimidir.

Örneğin, beni güldürmeye çalışırsanız, eğlenme ile karşılık verebileceğim gibi küçümseyerek da karşılık verebilirim.

Benzer şekilde, “beni suçlu hissettirmeye” çalışırsanız, sizi kontrolcü olarak değerlendirerek de karşılık verebilirim. Bu durumda beni suçlu hissettirerek istediğinizi yaptırma teşebbüsünüz geri tepecektir. Sizi ilgi çekici bulmayacağım ve düşüncelerinize karşılık verme konusunda bir istek azalması deneyimleyeceğim. Bu, dinleyen kişinin vereceği karşılıkta söyleyen veya yapan kişiden olduğu kadar kendi içinden de gelen unsurların etkili olmasıdır.

Bir başka örnek : Aslı gergin hissederek Murat’a, “ Lütfen dergilerini rafa koy. Oturma odası batmış görünüyor. Hepsi yerlerde.” diyebilir.

Murat nasıl karşılık verecektir? Mutlu gerçek şudur ki, Murat karısının gergin olup kendisinden düzenli olmakla ilgili taleplerde bulunmasından hoşlanmıyor olsa da, buna çeşitli şekillerde tepki verebilir.

  • Geri patlayabilir, “Beni çok sinir ediyorsun. Beni eleştirmeyi ve ne yapacağımı söylemeyi bırak!” Bu karşılık, Aslı’nın eleştirileri karşısında hissettiği tek şeyin rahatsızlık olduğunu ima etmektedir.

  • Sakin şekilde kendisini savunabilir, “O kadar da kötü değil. Burası bizim yaşam alanımız. Oturma odası göstermek için değil yaşamak içindir.”

  • Rahat bir şekilde kıkırdayabilir, “Haklısın, batmış durumda. Burada bir saat filan daha çalışıp yatmaya gitmeden önce toplarım. Sana uyar mı?”

  • Veya endişe ile sorabilir, “Aslı, seni rahatsız eden bir şeyler mi var? Benim karışıklığıma en son sinir olman, iş ile ilgili hayal kırıklığı yaşadığın zamandı. Ben genellikle ortalığı böyle batırırım, sen de bu konuda benimle dalga geçersin.”

Murat’ın duygusal reaksiyonu Aslı’nın yorumu, ses tonu ve aynı zamanda kendisinin bu sözlere ve tona verdiği anlamla şekillenmektedir. Bu anlamlar Aslı’dan olduğu kadar Murat’tan da gelmektedir. Murat otomatik bir “başı belada çocuk” tepkisi verebilir. Eğer yeterince kendine güvenli ise, karısının gerginliğine şefkatle yaklaşmasını sağlayacak şekilde, Aslı’nın daha eleştirel okuması üzerinden kendi okumasını yapabilir. Kendine güven aynı zamanda zayıflıklarına gülebilmesine de yardımcı olabilir. Mizah duygusu kendisine kışkırtmayı alıp şaşırtma ve empatiye çevirmesini sağlayan esnek bir güç sağlar.

Özetle, bir kişi diğerini üzgün veya iyi hissettirmez. Bir kişi bir diğerini iyi veya kötü hissettirmeye niyet edebilir. Yine de diğerinin tepkisi birincinin yaptıkları kadar kendisi ile de ilgilidir. Söyledikleriniz ve yaptıklarınız, özellikle açık şekilde düşmanca ise, sezgisel bir ilk tepkiyi tetikleyebilir, yine de karşınızdaki kişi tepki hakkında düşünebilir ve tercih yapabilir ve tersi.

Sebep 5: “Beni …. hissettiriyorsun” yaptığınız daha geniş seçimlerin önemli olduğu gerçeğinin üstünü örter, oysa nasıl hissettiğinizde bunun önemi en az partnerinizin yaptıkları kadar hatta daha büyüktür.

Uzun süren mutluluk hali mutluluk getirir ve olumsuzluk sonunda olumsuz duygusal etki yaratır. Örneğin, gerçek bir yaşam neşesi yayan biri ile uzun bir zaman geçirdiğinizde bu coşkunun size geçmemesi için gerçekten de fena halde öfkeli, endişeli veya depresif olmanız lazımdır. Benzer şekilde, durmaksızın sizi eleştiren birine uzun süre mahkum olduğunuzda, moralinizi ancak bir sure için yüksek tutabilirsiniz. Genellikle olumsuz veya kırıcı bir partner ile birlikte yaşıyorsanız, birlikte geçirdiğiniz zamanı en aza indirip neşeli birilerini bulmak yenilenmek için zorunluluk olur.

Duyguları nasıl ifade etmeli sorusuna dönersek, işte başarılı olmak için 5 ipucu:

  1. İçsel duygunuzu etiketlemek için durun.

  2. Eğer sözcük “öfkeli” veya “kızgın” ise konuşmaya başlamadan önce sakinleşin. Sonra geriye kalan duygunuz için “üzgün” veya “korkmuş” gibi daha sakin ve kırılgan bir sözcük bulun. Öfkenin altında yatan kırılgan duygu tanımı, savunmacı olmadan dinlenmenize en iyi şekilde hizmet edecektir. Ses tonunuzu da mümkün olduğunca sakin tutmaya özen gösterin. Öfkeli bir ses tonu karşılığında öfkeli ses tonunu davet eder.

  3. Söyleyeceklerinize “ Ben …. hissediyorum” veya “Ben …. hissetmiştim” ifadesi ile başlayın, boşlukları duygu sözcüğü ile doldurun.

  4. Duygunun kaynağını açıklayın. Bu açıklama için güzel başlangıç cümlesi “ Beni endişelendiren ….” Olabilir.

  5. Duygunuz üzerinde partnerinizin rolünü belirtmek istiyorsanız, cümleye “Sen …. yaptığında, …” diye başlayabilirsiniz. Örneğin, “Sen eve o kadar geç geldiğinde ben çok korkmuştum.” , “Beni endişelendiren…”, bu şekilde karşılıklı anlayış için yola girmiş olursunuz.

Sonuç

Duygularınızı nasıl ifade ettiğiniz ne kadar anlayışlı bir şekilde dinlendiğinizi önemli ölçüde etkiler. Aynı zamanda, duygularınızı paylaştığınız kişi tartışmanın olumlu veya olumsuz olması üzerinde çok büyük role sahiptir.

Bazı insanlar duygu ifadeleri duyduğunda duymazdan gelir veya hemen parlarlar. Ancak neyse ki bu kişiler istisnadır.

Çoğunlukla, duygularınızı nasıl ifade edeceğiniz ile ilgili yukarıdaki yönlendirmeleri izlerseniz ve “Beni … hissettiriyorsun” kalıbını terk ederseniz, büyük olasılıkla duygularınızı paylaşmak olumsuz enerjiyi serbest bırakır ve daha iyi hissedersiniz; bu da size problem yaratan durumun iyileşmesi, duygularınızı paylaştığınız kişiyle yakınlığın artmasını getirecektir.