Genellikle birlikte çalıştığımız insanlar ve yöneticilerimizin duygusal zekası ile ilgili yorum yapabilir ve bu becerilerini geliştirmeleri gerektiğini kolaylıkla tesbit edebiliriz. Ancak bu becerinin kendimizdeki yansımalarını aynı kolaylıkla göremeyebiliriz. İşte duygusal zekamızı geliştirmemiz gerektiğini fark etmemize yarayabilecek bazı pratik ipuçları bu yazıda.

(Okuma süresi üç dakika)

Duygusal Zekanızın Gelişmesi Gerektiğine İlişkin İşaretler

Muriel Maignan Wilkins

Yönetici koçu olarak geçirdiğim on yıl boyunca hiç kimsenin el kaldırıp duygusal zekası üzerinde çalışması gerektiğini ilan ettiğine şahit olmadım. Ancak, iş arkadaşlarının üzerinde çalışması gereken şeyin duygusal zeka olduğunu belirten insanların sayısını hatırlayamıyorum. Sorun şu: onu en çok geliştirmesi gerekenler, onu en az farkedenler. Duygusal zekanın süperstarlar ile kitlenin geri kalanı arasındaki anahtar farklılaştırıcı olduğunu gösteren veriler reddedilemez. Bununla birlikte, bu beceriyi kendileri için hiç bir zaman benimsemeyen veya çok geç olana kadar bekleyenler var.

Muazzam bir potansiyel ve şirketi için sonuç elde etmek konusunda güçlü bir yetenek sergileyen koçluk müşterim Craig’i (gerçek adı değil) alın. Craig ile ilgili sorun, bu sonuçları elde etme yoluydu. Onu tarif etmesi istendiğinde, iş arkadaşları şöyle şeyler söylerdi: “Bir porselen dükkanındaki boğa” ,“keskin dirsekleri var” , “yolunda cesetler bırakır.” Projeleri yürütme konusundaki yaklaşımı, sürdürülebilir değildi, zira yetenekli kişileri motive edemiyor, kendine çekemiyor ve elinde tutamıyordu. Kendisine doğrudan rapor edenler, Craig’in başkalarını nasıl küçümsemediğinden çoğunlukla habersiz olduğuna dikkat çekti. Patronu Craig’in sabırsızlığı ve iş arkadaşlarına patlama eğilimi ile ilgili yorumlar yaptı. Bu geri bildirimi Craig ile paylaştığımda şaşırmıştı ve yanlış duymuş olduğumdan emindi. Duygusal zekanın ayırt edici özellikleri olan öz-farkındalığı ve empati becerisi yoktu.

İşte duygusal zekanız üzerinde çalışmaya ihtiyacınız olduğunun anlatıcı işaretlerinden bazıları:

  • Genellikle diğerlerinin ne denmek istendiğini anlamadığı hissine kapılıyorsunuz ve bu sizi sabırsız ve sinirli yapıyor.

  • Diğerleri yorumlarınıza veya şakalarınıza hassas olduğunda şaşırıyorsunuz ve aşırı tepki verdiklerini düşünüyorsunuz.

  • İş yerinde sevilmenin öneminin abartıldığını düşünüyorsunuz.

  • İddialarınızla çok meşgulsünüz ve onları sert şekilde savunuyorsunuz.

  • Kendinizden olduğu gibi başkalarından da yüksek beklentileriniz var.

  • Ekibinizdeki sorunların çoğu için başkalarını suçlarsınız.

  • Diğerlerinin ne hissettiğini bilmenizin beklenmesini can sıkıcı bulursunuz.

Bu listede kendinizi bulduysanız bununla ilgili ne yapabilirsiniz? İşte dört strateji:

  1. Geri bildirim alın. Anlamadığınız bir problem üzerinde çalışamazsınız. Duygusal zekanın kritik bir bileşeni öz-farkındalıktır – bu, o anda davranışların farkında olma ve farkında kalma yeteneğidir. Bir 360 değerlendirmesine katılmak ya da sadece birkaç kişiye gözlemlerini sormak olsun, bu adım ne yapıp yapmadığınıza dair algınızı arttırmak açısından kritiktir. Ve davranışlarınız için mazeret bulmayın. Bu amacı boşa çıkarır. Aksine, geri bildirimleri dinleyin, anlamaya çalışın ve ona sahip çıkın. Craig başlangıçta başkalarının onun hakkında ne düşündüğünü duyduğunda, hızla savunmaya girdi. Ancak geribildirimi kabul ettiğinde, ona sahip çıkmak için harekete geçti ve değişmeye karar verdi.

  2. Niyet ve etki arasındaki boşluğa dikkat edin. Duygusal zekanın zayıf olduğu kişiler genellikle, sözlerinin ve eylemlerinin diğerleri üzerindeki olumsuz etkisini hafife alır. Söylemek istedikleri ile diğerlerinin gerçekte duydukları arasındaki farkı görmezden gelir. Duygusal zekası düşük olan kişilerin söyleyebilecekleri ve bunların gerçekte nasıl duyulduklarına dair bazı yaygın örnekler:

Senin söylediğin: “Günün sonunda, hepsi işi halletmekle ilgili.”

Diğerlerinin duyduğu : “Umursadığım tek şey sonuç, ve bazıları yol boyunca rahatsız olacaksa, öyle olsun.” 

Senin söylediğin : “Eğer ben anlayabiliyorsam, herkes anlayabilir.”

Diğerlerinin duyduğu : “Bunu anlayacak kadar akıllı değilsin.”

Senin söylediğin: “Bunda bu kadar önemli olanın ne olduğunu anlamıyorum.”

Diğerlerinim duyduğu: “Nasıl hissettiğini gerçekten umursamıyorum.”

Ne demek istediğinizi düşünmeksizin, kelimelerinizin başkalarını nasıl etkileyeceğini ve onların nasıl hissetmelerini istediğinizi düşünün. Craig başkalarının tüylerinin diken diken olmasına neden olan şeyleri söylemesiyle ünlüydü, ancak sözlerinin etkisini düşünmeye başladı. Her toplantıdan önce birkaç dakikasını kendi kendine şu soruları sormaya ayırdı: Yaratmak istediğim izlenim nedir? İnsanların sonunda benim hakkımda nasıl hissetmelerini istiyorum? Bu hedefe ulaşmak için mesajımı nasıl çerçevelemem gerekir?

  1. Duraklat düğmesine basın. Duygusal zekanın yüksek olması, ani tepki yerine, durumlara nasıl yanıt vereceğinizle ilgili seçimler yapmak anlamına gelir. Örneğin, Craig diğerleri fikirlerini söylemeyi tamamlamadan önce onları kesmeye ve susturmaya eğilimliydi. Bu davranış, tartışmanın kontrolünü kaybetme ve zamanını boşa harcama korkusuna bir tepkidir. Böylece tepki vermeden önce duraklamaya başladı. Yapılacak iki önemli duraklama vardır:

Kendinizi dinlemek için duraklayın. Craig sabırsızlanıp tartışmalarda sinirlenirken, çenesinin sıkıldığını ve göğsünün sıkıştığını hissetti. Bu fiziksel belirtileri tanıyarak, duraklamayı ve kendisine kontrolü kaybetmekten korktuğunu hatırlatmayı başardı. Sonuç olarak, Craig, otomatik davranışı olan sert tepki vermeye sarılmak yerine, yanıt verme şeklini bilinçli olarak belirleyebildi.

Başkalarını dinlemek için duraklayın. Dinlemek, diğerlerinin onları anladığınızı hissetmesine yardımcı olmak anlamına gelir (onlarla aynı fikirde olmasanız bile). Bu, hiçbir şey söylememekle aynı şey değildir. Sadece diğerlerine siz araya girmeden önce fikirlerini aktarma şansı verir.

  1. Her iki ayakkabıyı da giyin. İnsanlar, duygusal zekanın kilit bir bileşeni olan empatiyi geliştirmek için sık sık “diğer kişinin ayakkabılarına girmeni” önerir, ancak kendinizin nasıl hissettiğini reddetmemelisiniz. Her iki ayakkabıyı da giymelisiniz – hem kendi gündeminizi hem de diğerlerinin gündemini anlayın ve durumu her iki taraftan da görün. Craig yaklaşımını “İşte benim düşüncelerim” den “Bunlar benim sorunlarım ve sizin endişelerinizi de duyuyorum. Her ikisini de dikkate alan ileri bir yol belirleyelim” e dönüştürdü.

Duygusal zekanızı güçlendirmek bağlılık, disiplin ve bu becerinin değerine ilişkin gerçek bir inanç gerektirir. Bununla birlikte, zaman ve uygulama ile, elde ettiğiniz sonuçların oraya ulaşmak için harcadığınız çabayı aştığını göreceksiniz.

Orjinal makale: https://hbrascend.org/topics/signs-that-you-lack-emotional-intelligence/