EQ çoğunlukla doğru şekilde tanımlanmıyor. 1996’ya geri dönersek, gerçekten ne anlama geldiğini yeniden keşfedebiliriz.

John Brandon

EQ (ya da Duygusal Zeka) hakkında daha fazla okudukça, insanların onu doğru bir şekilde tanımlayıp tanımlamadığını daha fazla merak ediyorum. Yıllar boyunca, EQ’nun insanları okuma, beden dilini anlama, içinde bulunulan durumu değerlendirme ve duyguları okuma, sizi başkalarından ayıracak şekilde bir sıcaklık ve duygusal bağlantı gösterme, daha çok gülümseme ya da daha kuvvetli şekilde el sıkma ile ilgili bir beceri olduğunu duydum. Neredeyse her zaman sözel olmayan ipuçlarını ve insanların hüsrana uğradığı ya da mutlu ya da üzgün olduklarında “sezme” yeteneği olarak tanımlanır … ve işte hepsi budur.

Bu tanımdaki sorun, bir işyeri bağlamında pratik olarak işe yaramaz olmasıdır.

Böylece insanları okuyabilir ve duyguları toplayabilirsiniz. İyi. Bu size konuşmada ya da satış sürecinde biraz avantaj sağlar, ancak bu tanımla gerçekten diğer pek çok araçtan biridir. Size, vücut dilini yorumlamak ve bazı gizemli sözel olmayan sinyalleri anlamak için biraz bilgi ve bir yol sunar, ancak bu sayede çoğunlukla kendinizi takdir eder ve “insanları okuyabileceğinizi” söylersiniz, hepsi o. Bu size sadece biraz böbürlenme şansı verir.

Büyük oranda 1996’da yayınlanan aynı isme sahip bir kitaptan[1] kaynaklanan EQ’nun asıl tanımı, kısmen duyguları idare etmek ve duyguları anlamakla ilgilidir. Yine de, çoğu zaman dışarıda kalan ve eğer iş avantajlarını düşünüyorsanız asıl önemli olan kısım, kendi duygularınızı nasıl yöneteceğiniz ve bu şekilde başkalarını nasıl etkileyeceğiniz konusudur. EQ’nun yaygın tanımına göre, Başkan Trump, diğer insanların neler hissettiğini önemsemez göründüğü ve doğru sinyalleri okuyamadığı için çok düşük bir EQ’ya sahiptir. Buna göre kendisi tam anlamıyla EQ’dan muaftır. Ancak 1996’nın klasik tanımına göre, o standartların ötesindedir. EQ kullanarak diğerlerini etkilemekteki inanılmaz yeteneği,yaygın ve popüler tanımı buruşturup bir kenara atabilir.

Bunun genellikle nasıl oynadığını görebilirsiniz. İnsanları okumayan ve öfkeyle davranan biriyle ilgili hikayeleri sıkça duyarsınız, ya da insanları doğru okuyamayışı bedelini bir iş kararının soğuk ve kişiliksiz algılanması olarak ödeyen biri olabilir. Bu çok kötü, çünkü bu tanımın sadece yarısıdır. EQ’yu başkalarını daha saygın bir ürün veya hizmete yol açacak şekilde etkilemek için kullanma öyküleri duymak daha az yaygındır – ki bu aslında tamamen duygularla ilgili olarak tanımlanan bir şey için pratik bir kullanımdır. “Etki” yetkinliğinin EQ’dan çıkarılması onu atıl hale getirir. Bu hali ile gerçekten sadece kendinizi iyi hissettirmekten fazlasını başaramayan bir egseriz olur.

İşte kendinize sormanız gereken soru. Diyelim ki insanları her zaman iyi okuyabildiğinizi düşündünüz. Bu size nasıl yardımcı oldu? Bu gerçekten ne anlama geliyor? Sözel olmayan ipuçlarını fark etmenin başkalarını anlamanıza yardımcı olduğunu kabul ediyorum, ancak iş dünyasında, eğer etki hakkında konuşmuyorsak, o zaman konuşacak fazla bir şey yok. Tüm pazarlama etkidir. Tüm satışlar etkidir. Bazı yönlerden, tüm iş hayatı etki ile ilgilidir.

EQ’yu sihirli bir altıncı his olarak düşünmeye başladığınızda tüm kavram başarısız kalır, çünkü değer azalır. EQ’nun (original tanımında) her zaman kendi duygularınızı fark etme ve yönetme, arkasından da diğerlerini etkileme ile ilgili olması kastediliyordu, böylece her zaman sadece tepki göstermiyor, duyguları okuduktan sonra etkiliyorsunuz.

Bu durumları bizzat kendim , hem tepkilerimi düzgün bir şekilde yönetmemek ve bedelini ödemek (insanları deli etmek, sağlıklı bir ilişkiyi bozmak), hem de duygularımı yönetmek ve sonrasında daha pratik, olgun ve öngörülebilir bir yaklaşım kullanmak (ve insanların bir fikirle hemfikir olduklarını veya bir davaya katıldıklarını görmek ) bakış açılarından çok defa yaşadım.

Tanımın ikinci kısmı, eylemin gerçekleştiği yerdir. Bu size EQ’nun size en çok yardımcı olabileceği yerdir, sadece daha fazla dinleyerek ya da daha fazla gülümseyerek değil. Bu, bir iş kurabileceğiniz ve bir ürünü dikkat çekecek şekilde tanıtmaya başlayabileceğiniz bölümdür.

1996’dan gelen klasik tanımın duygularınızı yönetme ve etkileme ile ilgili bölümünü unuttuysanız, konseptin bu daha derin anlamına dokunarak kendi işinizde ya da şirketinizde nasıl değişiklikler yapabileceğinizi bir düşünün isterseniz.

Original makale: https://www.inc.com/john-brandon/what-everyone-is-getting-totally-wrong-about-emotional-intelligence.html
[1] Daniel Goleman’ın “Emotional Intelligence” isimli kitabına atıf yapılıyor.