İşyerinde zor insanlara çattığınızda duygularınızı nasıl yönetirsiniz?
Marcel Schwantes, Kurucu ve CHO, Leadership from the Core
Duygusal zeka sergileyen insanlarla mı çalışıyorsunuz? Daha da iyisi, başkalarıyla çalışırken kendi duygusal zekanızı (EQ) sergiliyor musunuz?
EQ, en çok bu durumlarda ile yaramıştır; bana karar verme becerilerimde ve başkaları ile ilişkileri yönetmekte çok yardımcı oldu. Birçoğumuz “insanlarla ilişki işi”nde olduğumuzdan, ister işbirliği ve yenilik için insanlarla yakın çalışmanız gereksin, ister müşteri ile yüz yüze olduğunuz bir pozisyonda çalışıyor olun, EQ’nuzu yükseltmek başarı yolunda gelişim için çok kritik bir beceridir.
Öyleyse, karşıt kişilikler, büyük egolar ve işyerinde stresli bir ortam nedeniyle işler biraz zorlu hale geldiğinde, damarınıza basıldığında ne yaparsınız? Umarım derhal köprüleri yakacak ya da itibarınızı yerle bir edecek bir şey değildir.
Duygusal zekaya sahip insanların diğer insanların saçmalıklarıyla başa çıkmak için ustalıkla uyguladığı yöntemleri aşağıda bulacaksınız.
- Tepki vermek yerine karşılık verirler.
Liderler olarak, gerçek ya da algılanan bazı kurumsal haksızlıklara karşı intikam almak için savaş yolunda durduğumuzda ve öfkeyle tepki gösterdiğimizde, dürtüsel, dar görüşlü oluruz ve genellikle “doğru aklımızda” kararlar almayız.
Anın sıcağında tepki verirken, düşüncelerinizi ve yargınızı bulanıklaştırabilir ve yönetilebilir bir anlaşmazlığı, karşıdakinin aynı veya daha büyük bir güçle karşı tepki göstermesi ile topyekün bir savaşa yükseltebilirsiniz. Kötü hamle.
Ancak duygusal zekalı insanlar tepki vermek yerine karşılık vermek üzere geriye bir adım atarak, durumu her açıdan dikkate almak için alan yaratır ve olayları ele almak için en iyi yaklaşıma karar verir.
- Sabırlarını avantajlarına kullanırlar.
Duygusal zekaya sahip insanlar, durmak, perspektif almak, aynı fikirde olmadıkları birini yargılamadan dinlemek ve doğrudan tepki vermekten uzak durmak için öğrenilmiş bir kapasiteye sahiptir.
Sabrın erdemini uygulamak, karar vermeden kalmaya karar vermek anlamına gelebilir. Konular üzerinde rasyonel ve mantıklı bir zihinle tekrar düşünerek, sonunda başka, daha bilinçli bir sonuca varabilirsiniz.
- Kendini kontrol ederek her şeyin üzerine yükselirler.
Duygusal zekaya sahip insanlar, güçle tepki verme dürtüsünden kaçınırlar, çünkü birilerini alaşağı etmekten çok barış yapmakla ilgilenirler. Duygularını çok iyi düzenledikleri için, onları aşırı şişirilmiş ve yaralı bir egodan kaynaklı alaycı bir geri dönüşle veya küçümsemeyle tepki verirken görmezsiniz.
Duygusal zekada, öz kontrol (veya “öz yönetim”) çatışmayı olumlu bir sonuca yaymak isteyen insanlar tarafından geliştirilen ve uygulanan kişisel bir yetkinliktir. Uluslararası alanda tanınmış psikolog ve en çok satan yazar Daniel Goleman, kendini kontrol eden liderler hakkında şunları söylüyor:
“Duyguları üzerinde kontrol sahibi olan makul insanlar, güvenli, adil ortamları sürdürebilen insanlardır. Bu ortamlarda drama çok düşük ve verimlilik çok yüksektir. En iyi performans gösterenler bu kurumlara akın eder ve oradan ayrılmaya eğilimli değildirler. ”
- Büyük resme öz farkındalık ile bakarlar.
Duygusal zekaya sahip insanlar, sorunun her iki tarafına bakarlar ve farklı ve daha iyi bir sonuç seçmek için duygularına ve başkalarının duygularına dokunurlar. Daniel Goleman’dan tekrar alıntı yaparsak, öz farkındalık hakkında şunları söylüyor:
“Duygusal becerilere sahip değilseniz, kişisel farkındalığınız yoksa, üzücü duygularınızı yönetemiyorsanız, empati ve etkili ilişkilere sahip olamıyorsanız, ne kadar akıllı olursanız olun çok uzaklara gidemezsiniz. ”
- Çatışmayı şefkatle çözerler.
Burası genellikle insanları kaybettiğim noktadır. Şefkat çok yumuşak! Pek çok yöneticinin itiraz ettiğini duydum. Ancak güç sopasını kullanmak ve diğer kişiye boyun eğdirmek için kafasına vurmak yerine kişilerarası bir problemi çözmek için şefkatli bir karşılık vermeyi seçmek, ilişkileri kurtaracak ve sorunları daha hızlı çözecektir.
Gelecek sefer, birisi damarınıza bastığında ve her şey kötüye gitmeye başladığında, bu kişiyi yanıtınızla olumlu bir şekilde püskürtmenin bir yolu. “İyi misin? Neler oluyor?” diye sorun ve sonra … sadece … dinleyin.
Bundan sonra olacaklar sizi şaşırtabilir. Büyük olasılıkla diğer kişinin sorunun arkasındaki sorunu açıklaması için kapıyı açacaksınız. Şimdi başka bir büyük fırsata ulaştınız: bir durumu açık iletişimle dağıtmak!
Orijinal makale: