Neden Pek Çok Yönetici İnsan Olduğunu Unutuyor?

Yazar: Cem Atat · İlk yayın: 17 Haziran 2019 · Yayımlayan: bcc Turkey (arşiv kopyası)

Rasmus Hougaard, Jacqueline Carter ve Vince Brewerton

Değerlendirmelerimizde, anketlerde ve binin üzerinde liderle yapılan görüşmelerde birçok yorum göze çarpıyordu, ancak bir tanesi özellikle güçlü ve düşündürücü. İspanya’da Volkswagen Audi Retail CEO’su Javier Pladevall, “Bugün liderlik, yönetimi unutmak ve insan olmayı yeniden öğrenmekten ibarettir” dedi.

Javier’in demek istediği, liderliğin gücü liderlik ettiğimiz insanlarla kişisel ve anlamlı bağlar kurma yeteneklerimizde yatıyor. Bu, Y kuşağının çoğu şirkette çoğunlukta yer almaya başlaması ile her zamankinden daha doğru hale gelmiştir. Y kuşağı yalnızca bir maaş, ikramiye ve avantajlar ile tatmin olmamaktadır. Onlar anlam, mutluluk ve bağlanabilirlik de istiyorlar.

Sorun, liderlerin yaklaşık % 70’i kendilerini ilham verici ve motive edici olarak değerlendirmektedir – tıpkı hepimizin kendimizi harika sürücüler olarak değerlendirmemiz gibi. Ancak bu, çalışanların liderlerini algıladıklarının tam tersidir. Forbes tarafından yayınlanan bir anket, çalışanların % 65’inin liderlerinin kovulduğunu görmek anlamına gelecekse bir maaş zammından vazgeçeceğini, ve 2016 Gallup bağlılık anketi, çalışanların % 82’sinin liderlerini temelde umut ve ilham vermeyen liderler olarak gördüğünü tespit etti. Bizce bu iki şey doğrudan ilişkilidir.

Bu noktada insani liderliğin büyük bir avantajı vardır. McKinsey & Company’nin gösterdiği gibi, çalışanlar özünde motive olduklarında, % 32 oranında işlerine daha bağlılar, % 46 oranında işlerinden daha memnunlar ve % 16 oranında daha iyi performans gösteriyorlar.

İnsan olarak, hepimiz anlam, mutluluk, insani bağlantı ve diğerlerine olumlu katkı yapma arzusu gibi temel ihtiyaçlardan hareket ediyoruz. Ve bu ihtiyaçları gerçekten anlayan ve bu içsel motivasyonları sağlayacak şekilde önderlik eden liderler, güçlü bir sadakat, katılım ve performans sağlayan anahtarlara sahiptir. Liderler olarak, yöneticilerden önce insan olmalıyız.

Araştırmamız, Accenture, Marriott, Starbucks, Microsoft ve LinkedIn gibi binlerce ilerici kuruluşun üst düzey yönetiminde küresel bir hareketin gerçekleştiğini gösterdi. Bu kurumların liderleri kendilerine “Çalışanların ve liderlerin daha tatminli ve tamamen işlerine angaje oldukları, daha insani bir liderlik ve insan merkezli kültürleri nasıl oluşturabiliriz?” diye soruyorlar.

Daha fazla “insan lider” yaratma konusundaki çalışmalarımıza göre, bu konuda birkaç ipucu:

Kişisel ol

Global bir imalat şirketi olan Barry Wehmiller’in CEO’su ve Everybody Matters’ ın yazarı Bob Chapman, şirket içinde gerçekten insani liderliği aşılamak için büyük çaba harcadı. Çalışanlar üzerinde etkisi olan, alınan tüm kararlar için kendisine şu soruyu soruyor: Çocuğum ya da ebeveynim ya da yakın bir arkadaşım burada çalışıyor olsa, bu kararı takdir eder miydi? Bu şekilde herhangi bir yönetimsel kararı kişisel bir soru haline getirmektedir. Durumu ve gücü ile kör olmadığından emin olmak için onu, taktiksel bir alandan duygusal bir alana taşır. İnsanlarınızı etkileyen kararlar alırken aynı şeyi deneyin. Kendinizi onların yerine koyun ve onların aile üyeleriniz ya da arkadaşlarınız olduklarını hayal edin.

Farkında ol

Liderlik öncüsü Peter Drucker, “İlk önce kendini yönetmedikçe diğer insanları yönetemezsin” demişti. Güncel bir makalede, bir CEO’nun liderliğini yaptığı bankanın ekiplerinin katılımını ve performansını daha fazla farkındalık geliştirerek nasıl büyük ölçüde arttırdığını paylaşmıştık. Hikaye, liderliğin nasıl da kendinizi anlama ve yönlendirmeyle başladığını örneklemektedir. Kendinizi anladığınızda, liderlik ettiğiniz insanları daha iyi anlayabilir, empati kurabilir ve ardından kendi içsel motivasyonlarını geliştirebilirsiniz. İyi liderlik öz-farkındalıkla başlar ve öz-farkındalık bilinçli odaklılık (mindfulness) uygulaması ile büyük ölçüde geliştirilebilir.

Özverili ol

McKinsey & Company’nin genel müdürü Dominic Barton, özverinin iyi liderliğin temeli olduğunu söylüyor. Liderlik sizin ile değil, liderlik ettiğiniz insanlar ve organizasyon ile ilgilidir. Bencillikten uzak olarak, kendinizi denklemden çıkarır ve başkalarının uzun vadeli yararlarını göz önünde bulundurursunuz. Özverili olmak, başkaları için paspas olmak ve kendiniz için sesinizi çıkarmayı bırakmak anlamına gelmez. Özverililik öz güven ve kendine özenden çıkar. İşte liderliğinizde özverili olup olmadığınızı kontrol etmenin basit bir yolu: Karar verirken motivasyonunuzu kontrol edin; kişisel kazanç için mi yoksa başkalarının çıkarları için mi hareket ediyorsunuz?

Şefkatli ol

Şefkat, başkalarına mutluluk getirme niyetidir. Hiç şefkatli bir lideriniz olduysa, bunun nasıl hissettirdiğini bilirsiniz. Bu kişi seni arkanı kollar, destekler. Senin ilgi alanlarını hatırlar. Sonuç olarak, kendinizi güvende, güvenilen, sadık ve adanmış hissedersiniz. Liderlik söz konusu olduğunda hiçbir beceri şefkati yenemez. Bu, herkes tarafından, her yerde anlaşılan evrensel bir dildir. Liderliğinize daha fazla şefkat getirmek istiyorsanız, birisi ile her iletişime geçtiğinizde, kendinize şu basit soruyu sorma alışkanlığı kazanın: Bu kişinin daha iyi bir gün geçirmesine nasıl yardımcı olabilirim?

Orijinal makale: https://hbr.org/2018/01/why-do-so-many-managers-forget-theyre-human-beings

Bu, 17 Haziran 2019 tarihli bir yazı. Metindeki "bu yıl", "son günlerde" ve "yakında" gibi ifadeleri yayın tarihine göre okuyun; sayılar ve örnekler o dönemden kalma.